Anasayfa - Transferi Kısa Film Gibi

Transferi Kısa Film Gibi

Transferi Kısa Film Gibi
Eklenme Tarihi: 22.10.2013

Trabzonspor Dergisi’nin Ekim sayısına röportaj veren Aykut Demir, birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

Görev bilinci, çalışma ciddiyeti, oyun zekâsı ve asla pes etmeyen yapısı bir yana ağzından çıkan her cümleyle farklı bir oyuncu olduğunu ortaya koyan Aykut Demir, Hollanda’da başlayan futbol kariyerinde üst düzey çabasıyla milli takıma yükseldi ve ardından 17 yaşında takımında oynamaya başladı. Gençlerbirliği’nde geçirdiği 4 sezonda asla inişler-çıkışlar yaşamayan ve istikrarıyla göz dolduran başarılı futbolcu artık yuvasında olmanın rahatlığını yaşadığını söylüyor.

 

 

Trabzonspor’a transferin ilginç oldu. Helikopterle kamptan alındın. Özel jetle Trabzon’a geldin. Detayları anlatır mısın?

 

Trabzonspor uzun süredir benimle ilgileniyordu. Bu sezon başında ise ciddi girişimler yapıldı. Takımla birlikte Bolu kampındaydım. Sabah idmanı sonrası Başkanımız İbrahim Hacıosmanoğlu beni aradı ve “Hazırlan helikopter gönderiyorum. Seni kamptan alacağız” dedi. Şaşırmıştım. Sonrasında başkanımız esprili bir dille devam ederek, “Komando olduğun için sana helikopterden halat atacaklar, sen yukarıya tırmanırsın” yorumunu yaptı. Apar topar eşyalarımı topladım.

 

 

Trabzonspor’a transfer olduğunu öğrenmek seni nasıl etkiledi?

 

Çok mutlu oldum. Üstelik helikopterle kamptan alınmam bana verilen önemi gösteriyordu. Helikopterle İstanbul’a gittik. Ardından özel jetle Trabzon’a geçtik. Taraftarımız beni güzel bir şekilde karşıladı. Kısaca film gibi bir transfer oldu. Heyecan ve mutluluk verici bir transfer gerçekleşti.

 

 

Gençlerbirliği’nde oynadığın dönemde Trabzonspor’un maçlarını takip ediyor muydun?

 

Tabii ki. Kampta arkadaşlarla maç izlerken Trabzonspor gol atsa ben havaya sıçrıyordum. Takım arkadaşlarım şaşkınlıkla bana bakıyordu. İçimdeki Trabzonspor sevgisi bambaşka.

 

 

Çocukluğuna dair anıların var mı?

 

Çocukluğum yine Trabzonspor’la geçti. Özellikle 1996 yılını ve o sezon ki kadroyu çok iyi biliyorum. Hollanda’da Trabzonspor maçlarını izlerdik ve kazanılan her maç sonrası delice sevinirdik. Unutulmayan Fenerbahçe maçını da kahvehanede izledik. Abdullah’ın attığı gol sonrası ortalık yıkılıyordu. Küçücüktüm ama içimdeki sevgi ve mutluluk kocamandı. Sonrasında çok üzüldük tabi. Ayrıca yaz aylarında Trabzon’a gelirdik, sezon açılışlarına katılırdık, antrenmanları izlerdik. Küçük yaşıma rağmen kadroyu ezbere sayardım.

 

 

Takımın ligde ve Avrupa’daki performansını nasıl buluyorsun?

 

Avrupa’da namağlup yolumuza devam ediyoruz. Aynı ciddiyet ve başarıyla ilerlememiz gerekiyor. Lige Beşiktaş ve Akhisar mağlubiyetleriyle şanssız başladık. O mağlubiyeti takımın yeni oluşuna bağlıyorum. Kazaydı diyebilirim. Sonrasında toparladığımızı düşünüyorum. İnşallah ligde istediğimiz üst sıralarda yer alacağız.

 

 

Avrupa’daki rakiplerin zayıf olduğundan bahsediliyor. Bu yorumlar için neler söylersin?

 

Rakibin büyüğü küçüğü olmaz. Geçen sezon zayıf bir takıma elendiğimiz unutuluyor. Bu yorumları yapanlar Trabzonspor’un başarısını istemeyen kişilerdir. Limassol takımı Avrupa Ligi’nde gruplara kalmayı başaran bir takım. O noktaya havadan inmedi. Milli takımımız da çok küçük ülkelere yenilmiş, puan kaybetmiştir. Bir de büyük diye adlandırılan bir takımı yendiğinizde bu sefer, “B takımla oynadı, as oyuncular yer almadı” eleştirileri yapılıyor. Niyet çok önemli. Amaç eleştirmek olunca her zaman bir sebep bulunuyor. Bu nedenle bu yorumlara itibar edilmemesi gerekir.

 

 

Milli takım konusunda ülke seçme gibi bir durum oldu mu?

 

Hollanda basını da bu yönde bana sorular soruyordu. Benim cevabım ise her zaman Türkiye oldu. Çünkü benim damarlarımda kırmızı beyaz kan akıyordu. Hollanda için oynayamazdım. Ailem bile bu kadar sert bir şekilde kestirip atmamam gerektiğini söyledi ama ben kararımı vermiştim. Milliyetçi bir insanım. Milli takım söz konusu olduğunda akan sular duruyordu. Hatta milli takım kamplarına mesafenin uzaklığı nedeniyle bazı arkadaşlarım mazeret gösterip gitmek istemiyordu ama ben o yolu büyük bir zevkle gidiyordum. 

 

 

Kendinde eksikler görüyor musun?

 

Kimse tamam değildir. Her zaman daha iyiyi zorlamak gerekir. Messi bile daha iyi olmak için çalışıyor. Benim de mantalitem bu.

 

 

Saha dışında nasıl bir insansın, nelere kızar, nelerden hoşlanırsın?

 

Bu soru bana hep soruluyor. Aslında sert bir insan değilim. Maç içinde tamamen işime konsantre oluyorum. Karadeniz insanının hırçınlığı, azmi, sertliği ve ciddiyeti var. Bir de adı üzerinde savunma oyuncusuyum. Savunmam lazım. Saha dışında ise ağırbaşlı bir insanım.  

 

 

Kick boks tutkundan bahseder misin?

 

Hollanda’da kick boks oldukça yaygındır. Arkadaşlarımın çoğu bu sporu yapıyor. Futbol benim önceliğim ama kick boksu seviyorum. Faydasını da gördüm. Hatta Gençlerbirliği Kulübü sırf benim yüzümden kick boks takımı kurdu. Ankara’da kick boks yapıyordum. Evimde kum torbası, eldiven ve diğer malzemeler vardı. Oynadığımız bir maçta çift sarıdan kırmızı kartla oyundan atıldım. Sonraki gün bir yöneticimiz beni odasına çağırarak, “Olum sen boks mu yapıyorsun? Artık yapma. Maçta adamlara tekme tokat dalıyorsun” dedi. Sonra aynı yönetici birkaç ay sonra kulüp bünyesinde kick boks takımı kurdu. Çünkü bu sporun bana çok faydası oldu. Yöneticiler altyapıdaki oyuncuların mutlaka bu sporu yapması gerektiğini söylediler. Burada da fırsat buldukça yapmaya çalışacağım.

 

 

Trabzon’da zamanın nasıl geçiyor?

 

Ailem Karlık Köyü’nde yaşıyor. Abim ise Boztepe’de. Buralara gidip geliyorum. Yavaş yavaş düzenimi sağlamaya başladım.

 

 

Burada başına ilginç bir olay geldi mi?

 

Geçtiğimiz sezonun sonunda buraya tatil amaçlı geldim. Arabayla kırmızı ışıkta durdum. Beni tanıyan birisi kendi aracından inerek, kapımı açtı ve “Bu sene bize geliyorsun değil mi?” diye sordu. Bu duruma çok şaşırmıştım.a

 

 
TSFUTBOL ©. Email: info@tsfutbol.com
Powered By Gülnet İnternet Hizmetleri ®
Kapat
Kapat
Kapat